‘Aşkı’nın Bedelini Ödedi

Şerife TORTOP
Almanak 2007-2008, Kasım 2007 sayısından.
Sehadetin mübarek olsun, Hocam!... Hem şehadetin, hem de bayramın… Bilirim; bayramın en büyüğünü yaşadın bugün. En büyüğünü ve en güzelini. Aşıkı maşukuna kavuşturan, vuslatı son deminde yaşatan bayramdı bu bayram.
Vuslatın mübarek olsun, Hocam!...
Anlattığın hep aşktı; hayatın hep hicrandı. Şehadetin, meleklerin tebriğe geldiği Şeb-i Arus’du.
Şeb-i Arus’un mübarek olsun, Hocam!...
Sana Bayram Ali adını verenler, bilirler miydi dünyadan ayrılırken bir bayram yaşayacağını? Arkada yüz binleri yasa boğan, gözlerinden dolup gelen kanlı yaşları, sessizce sinelere döndüren bir bayram.
Her sohbetinde “Ey Allah’ın bahtiyar kulları, veli kulları!” diye taltif ettiğin kardeşlerin, sonsuz acı ve ızdırapla yanmakta, kıvranmakta bugün, her birinin yüreğinde o melun hançerin derin acısı, sancısı…
Ama o yanan sinelerden, âlimin ölümünün âlemin ölümü olduğunu bilen gönüllerden, bir tek söz aksediyor dışarıya:
“Allah’tan geldik; Allah’a dönücüyüz.”
Sen ki dönüşlerin en güzeliyle döndün Rabbine.
Bilirim… Bir ömür yoluna bent olduğun, adını anarken hıçkırıklara gark olduğun Muhammed Mustafa (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) karşıladı seni bugün, elinde cennet gülleriyle.
Sohbetlerinde; “Bayram Efendi bana ne getirdin diye sorunca o Habibi Kibriya ne cevap veririm, ne cevap veririm” diye feryat ederdin hep.
Bilirim… Böyle bir soru gelmedi sana, göğsünden akan kanlarla huzur-u İlahi’ye vardığında. Âlemlerin Sultan’ı “Hoş geldin ümmetim!” diye fısıldadı kulağına…
Gözümün nuru dediğin İmam Rabbani (ks) kucak açtı sana. “Mektubatçı Bayram geldi” diyerek, müjdeler verdi meşayıha; ve buyur etti, dünyada doyamadığın ilim sofralarına.
Bayramın Mübarek ola, Hocam!...
Bayramın mübarek ola…
Bir ömür aşkı söyledi dilin; aşkı anlattı gözyaşların. Ama hep aşka layık olamadığından yakındın… “Değil kürsüde olmak, toprak üstünde gezmekten bile utanıyorum. Seviyorsak bunun bir bedeli olmalı” diye haykırırdın.
Sonra ‘Aşk bedel ister; aşk bedel ister!...’ diye çağlardın, O Davudi sesinle semayı ve arzı titreterek AŞK BEDEL İSTER…
Ve tarih 3 Eylül 2006; Pazar sabahı… On beş gün sonrası için düğünü kararlaştırılan kızının odasına girdin, elinde hediye paketinle.
“İnsanların en hayırlısı Kur’an öğrenen ve öğretendir” hadis-i şerifinin yazılı olduğu tabloyu düğün hediyesi olarak verdin o çok sevdiğin kızına. “Tatlı kızım, cici kızım!” diye okşadın başını… Sonra “Biliyor musun?” dedin;
“Biliyor musun, ben ahireti çok özledim.”
Ve aşkının mihrabı Gönüller Sultanı’nın vekili olarak, son sohbetini vermek üzere camiye yöneldin. O aşk, vecd dolu sohbetine meftun olan sevenlerin, yine tıklım tıklım doldurmuştu camiyi.
Hakk’ın kelamını anlattın onlara. “Biz bu dini kolay bulmadık” diye çağladın. “Herkesin çilesi dini kadardır; bu din için çile, eza çekmeye hazırız” dedin.
Ve son bir kez kükredin cami duvarlarını sarsarak, melekleri ağlatarak…
“Aşkın önünü ölüm keser.
Aşkın önünü ancak ölüm keser.”
Sonra elini kaldırarak başladın; meleklerin amin dediği son duana…
“Yarab! Bizi İslam’a hasım değil, hısım eyle. Yıkanlardan değil yapanlardan eyle.
Bizden öncekiler aşklarının ve sevgilerinin bedellerini ödediler.
Yarab!… Bizi de İslam’ın, aşkın bedelini ödemeye muvaffak eyle.”
Ve bedelini ödedin, Hocam!...
Aşkının bedelini ödedin. İsmini aldığın Allah’ın Aslanı Hz. Ali (ra) gibi, adalet timsali Hz. Ömer (ra) gibi, Allah’ın beytinde hunharca hançerlenerek ödedin.
Büyük Yaşadın… Büyük öldün…
Şehadetin mübarek olsun, Hocam!...
Şehadetin ve Bayramın Mübarek Olsun…
*Yazarın, ‘Gül-i Ruhsarım’ isimli eserinden alınmıştır.
Diğer Blog Yazıları
Ders Kitaplarındaki Yanlışlar Bilgi Eksikliğinden mi Yoksa
Geleceğin inşası için Kadının Eğitimi Şart
Fatih’in Eğitim ve Bilime Kazandırdıkları
İstanbul ve Fatih’in İslam Dünyasındaki Önemi
Fethin 554. yıldönümünde Ulu Hakan’a Vefa
Endülüs’ün Akıbetine Uğramayalım
Bizans İmparatoru Onaylandı Sarayı da ‘2010’a Hazırlanıyor
Patrik, ‘Ekümenik’lik İçin ‘Sosyal Pazarlama’ Yapıyor
Ölümün Öldüremediği Kahramanlar
Dünden bugüne Patrikhane’nin ‘Ekümenlik’ Planı