Çocuğu olmayanların ümidi Tüp Bebek Uygulaması Caiz Midir?

Fatih KALENDER
Almanak 2007-2008, Ekim 2007 sayısından.
Günümüzde çocuk sahibi olamayan çiftlerin aşılama veya tüp bebek çözümüne gitmeleri ve bununla beraber yumurta nakli veya bazı Avrupa devletlerinde mevcut olan sperm bankalarından sperm elde etmeleri yaygındır. İslam’a göre bu gibi uygulamalara gitmek doğru mudur? Sizinle bu ilk buluşmamızda bu hayati soruyu aydınlatmaya çalışacağız. Bundan sonra da sizden gelecek sorulara göre gündemimizi oluşturacağız.
Suni aşılamanın iki çeşidi tüp bebeğin de beş çeşidi vardır. Her ne kadar memleketimizde bunların bir kısmının uygulanması yasal olarak mümkün olmasa da yurt dışında ve özellikle Kıbrıs’ta bunların birçoğu uygulanmaktadır.
Suni Aşılamada İki Yol
1-Evli olan çiftlerden erkeğin spermini alıp herhangi bir yol ile hanımının rahmine yerleştirip normal ilişki halinde olduğu gibi tohumlama yapmaktır. Bu çeşit suni aşılamaya götüren unsur erkeğin yani kocanın sperminin zayıf olup münasip olan yere ulaşamamasından kaynaklamaktadır.
2-Kocasından başka bir kimsenin spermini kadının rahmine yerleştirip tohumlama yapmaktır. Bu çeşit suni aşılamaya götüren etken ise kocanın sperminin ölü olması veya yeterli şekilde canlı hücrenin bulunmamasıdır. Yahut tamamen keyfîdir.
Tüp Bebek Yöntemleri
1-Evli olan eşlerden erkeğin spermini, kadının da yumurtasını almak suretiyle bunların yapay bir rahimde döllenmesi yani embriyo olması; münasip olan bir vakitte de bu embriyonun yumurta sahibi olan hanımın rahmine nakil olunmasıdır. Bu çeşit uygulamaya götüren unsur kadının yumurtalığıyla rahmi arasındaki kanalların tıkanık olmasıdır.
2-Erkeğin sperminin, hanımı olmayan bir başka kadının yumurtasıyla bir tüpte döllenmesi; münasip olan bir vakitte de tüpteki dölün adamın kendi hanımının yani yumurta sahibi olmayan hanımın rahmine nakil olunmasıdır. Bu çeşit uygulamaya götüren unsur evli olan eşlerden kadının yumurtalarının olmaması veya yetersiz olması lakin rahminin sağlam olmasıdır.
3-Evli olan çiftlerin haricindeki bir başka adam ve kadından elde edilen embriyonun, bu çiftin hanımının rahmine derç edilmesidir. Bu çeşit uygulamaya götüren unsur evli olan çiftlerin erkeğin sperminin ölü, kadının da yumurtasının muattal olması lakin rahminde bir problemin olmamasıdır.
4- Evli olan karı kocadan erkeğin spermini kadının da yumurtasını almak suretiyle bunların bir tüpte döllenmesi; münasip olan bir vakitte de tüpteki dölün yumurta sahibi olan hanımının rahmine değil de başka bir taşıyıcı annenin rahmine nakledilmesidir. Bu çeşit uygulamaya götüren faktör ise evli olan kadının rahminde embriyoyu taşımaya mani bir illetin olması ancak yumurtalarının sağlam olmasıdır.
5-Bu çeşit uygulama dördüncü çeşit uygulamanın aynısı olup ancak bunda, taşıyıcı anne olan kadın sperm sahibi olan adamın hanımıdır. Bu çeşit uygulama iki hanımlı olan kişi içindir ki, birinci hanımının yumurtası kendi spermiyle döllenip ikinci hanımın rahmine yerleştirilmektedir. Buna götüren etken de yumurtası alınan hanımın rahminde, taşıyıcı anne olan hanımın da yumurtasında problem olmasıdır.
Yukarıda beyan edilen uygulamaların hükümlerine geçmeden evvel şunu ifade etmek isterim ki; İslam dini bazılarının dediği gibi tarihsel bir din değildir, bilakis evrensel bir dindir. Yani bu şu demektir: İslamiyet bundan 14 asır önceki insanlara hitap edip ihtiyaçlarına cevap verdiği gibi günümüzün insanlarına da hitap etmekte ve ihtiyaçlarına cevap vermektedir hatta gelecek asır insanlarına da hitap edip ihtiyaçlarına ve yeni yeni uygulamalarına cevap verecektir.
Hakkında âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf olmayan, eski müçtehit İmamlarımızdan da hakkında bir bilgi bulunmayan birtakım yeni meseleler karşısında ehil olan kişilerin ferdî hüküm vermelerindense, ehil olan âlimlerin bir araya toplanıp aralarında müzakereler yapmak suretiyle bir hükme bağlamaları daha uygun görülmüştür.
Bundan dolayıdır ki yukarda beyan edilen uygulamaların hükümleri hakkında, İslam âlemindeki ilim adamlarından müteşekkil olan (el-Mecme’u’l fıkhî) İslam konseyi uzun müzakereler ve araştırmalar neticesi olarak 1985 tarihinde Umumi Hükümler
ve Bu Uygulamaların Hükümleri diye iki temel başlık altında bir sonuca varmışlardır. Bu konuda almış oldukları kararları özetle ifade etmek isterim.
Tüp Bebek İçin İslami Hükümler
1- Hamile olamayan evli kadının ve bu kadının kocasının çocuğa olan ihtiyaçları, caiz olan uygulama şeklinin bu kadında uygulanmasını meşru kılan bir gayedir.
2- Yukarıda beyan edilen suni aşılamanın birinci kısmı yani evli olan çiftlerden erkeğin spermini alıp herhangi bir yol ile karısının rahmine yerleştirip tohumlama yapmak yukarıda geçen umumi şartlar doğrultusunda caizdir. Ama bu cevaz kadının hamile kalabilmesi için bu işleme ihtiyaç duyması sabit olduktan sonradır.
Yani bu şu demektir: Kadın normal yoldan gebe kalabiliyorsa bir takım bahaneler ileri sürülerek bu işe teşebbüs etmek caiz değildir
3-Yukarıda beyan edilen tüp bebeğin birinci kısmı İslam nazarında kabul olunur ki bu da: Evli olan karı kocadan erkeğin spermini, kadının da yumurtasını almak suretiyle bir tüpte döllendirmek, münasip olan bir vakitte de tüpteki dölü yumurta sahibi olan hanımının rahmine nakletmek suretiyle yapılan uygulamadır. Lakin mevzu dışındaki birtakım şüphelerden dolayı (yumurtanın veya spermin başkasıyla karıştırılması gibi) tam olarak da salim değildir. Bundan dolayı yukarıda beyan edilen umumi şartların yerine gelmesi durumunda nihai derecede bir zaruret olmadıkça buna teşebbüs etmemek lazımdır.
4-İslam konseyi, caiz olan bu iki halde doğan çocuğun nesebinin tohum sahibi olan karı kocadan sabit olduğunu ve miras gibi diğer hukukunda bunun üzerine terettüp ettiğini takrir etmiştir (karara bağlamıştır).
5-Yukarıda geçen diğer uygulamalar ise İslam fıkhında haramdır. Zira döllenen ceninin tohumlarının sahipleri ya karı koca değillerdir veya da taşıyıcı olan kadın, tohum sahibi olan karı kocadan yabancıdır.
Kısaca; döllenmenin üç unsuru olan sperm, yumurta ve rahmin her üçü de birbiriyle evli çifte ait olursa, tüp ve aşılama yollarıyla çocuk sahibi olmakta dinen bir mahzur yoktur.
Bunun aksi olan durumlarda sperm bankalarından herhangi bir sperm almak veya yabancı bir kadından yumurta almak, neslin karışıp kirlenmesine sebebiyet vermesinden dolayı dinen caiz değildir. Bu konuda: “Yumurta kadın için bir organdır, organ nakline izin varsa bunun da nakline izin verilmesi gerekir” denemez. Zira türeme ile alâkalı organların nakline kesinlikle izin yoktur. Nasip olursa ileriki sayılarda organ nakliyle alâkalı bir yazı hazırlarız.
İslam konseyi, tohumların karışması gibi ihtimallerin mevcudiyetinden dolayı, dinlerine bağlı olan kimselerin son derece zaruret olmadıkça bu işe girişmemelerini tavsiye etmiştir.
Bazı tüp bebek merkezleriyle görüşmelerimizde bu sorunu
yani spermin veya yumurtanın veyahut ta embriyonun karışma ihtimallerini sorduk; cevaben Türkiye de evli olan çiftlerin haricinden sperm veya yumurta alınmasının yasak olması, dolayısıyla bunun ispatlanması durumunda ki, - bu da (dna) testiyle mümkündür - yasal işlemlere başvurulması bunun da yüklü miktarda cezayı müeyyidelere taalluk etmesinden dolayı hiç kimse buna cesaret edemez” demişlerdir. Ancak hastanelerde yaşanan çocuk karışma haberlerinin varlığı İslam konseyinin bu konudaki haklılığını gözler önüne koymaktadır.
Diğer Blog Yazıları
Ders Kitaplarındaki Yanlışlar Bilgi Eksikliğinden mi Yoksa
Geleceğin inşası için Kadının Eğitimi Şart
Fatih’in Eğitim ve Bilime Kazandırdıkları
İstanbul ve Fatih’in İslam Dünyasındaki Önemi
Fethin 554. yıldönümünde Ulu Hakan’a Vefa
Endülüs’ün Akıbetine Uğramayalım
Bizans İmparatoru Onaylandı Sarayı da ‘2010’a Hazırlanıyor
Patrik, ‘Ekümenik’lik İçin ‘Sosyal Pazarlama’ Yapıyor
Ölümün Öldüremediği Kahramanlar
Dünden bugüne Patrikhane’nin ‘Ekümenlik’ Planı