İhvan Kitap

Fethin 554. yıldönümünde Ulu Hakan’a Vefa

Fethin 554. yıldönümünde Ulu Hakan’a Vefa

Ârifân Araştırma

Almanak 2007-2008, Kasım 2007 sayısından.

Bizans’ın Ayasofya’dan sonraki ikinci kutsal tapınağı olan Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine yapılan Fatih Külliyesi, ‘’Yeni bir inancın İstanbul’a hâkim olduğunun göstergesi” olarak ‘Fethin Sembolü’ niteliğini taşıyor. Bu önemin kamuoyu tarafından yeterince anlaşılması için Kültür A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan, Fatih bölgesine yönelik, ‘Kültür Turları’ yapabilecekleri müjdesini verdi. Bununla birlikte Fethin 554. yıldönümünde Fatih Sultan Mehmed Han’a bir vefa güldestesi olması için Kültür A.Ş. tarafından hazırlanan üç ciltlik “Fatih Külliyesi” isimli eser yayınlandı.

Osmanlı sultanları ve ailesi tarafından yaptırılan ve ‘’Sultan camileri’’ anlamına gelen ‘Selâtin camileri’nin ilki olan Fatih Camisi, Bizans’ın Ayasofya’dan sonraki ikinci kutsal tapınağı olan Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine yapılmıştı. Bizans uzmanı olarak bilinen Prof. Dr. Semavi Eyice, Fatih Camisi’nin en büyük özelliğinin ‘’Büyük bir külliyenin merkezine yapılması olduğunu’’ belirtiyor. Anadolu Ajansı’ndan Nevbahar Kabaklı ve Nesime Ergönen’in bildirdiğine göre Prof. Semavi Eyice, Bizans imparatorlarının mezarlarının bulunduğu Havariyun Kilisesi’nin yerine yapılan caminin, ‘’Yeni bir inancın İstanbul’a hâkim olduğunun göstergesi olarak özellikle buraya inşa edildiğini’’ vurguluyor. Dolayısıyla Fatih Camisi, sıradan bir yapı olmanın ötesinde ‘Fethin Sembolü’ olan bir abide niteliği taşıyor. Bu önemin kamuoyu tarafından yeterince anlaşılması için Kültür A.Ş. Genel Müdürü

Nevzat Bayhan, Fatih bölgesine yönelik, ‘Kültür Turları’ yapabilecekleri müjdesini verdi.

Güzel Gelişmeler…

Kamuoyunda Fatih bölgesi ile ilgili endişeler var, ancak Fatih Camisi’ne yönelik uygulamalar mutluluk verici. Fatih Camisi İmamı Osman Şahin, Fatih Camisi’nin İstanbul’da 5 vakit cemaati en kalabalık cami olduğunu ve her gün bin civarında cemaatin geldiğini ifade ediyor ki, bu birincisi. İkinci mutluluk verici gelişme de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşlarından olan Kültür A.Ş. tarafından hazırlanan üç ciltlik “Fatih Külliyesi” isimli eser. Fethin 554. yıldönümünde Fatih Sultan Mehmed Han’a bir vefa güldestesi olması için hazırlanan eser, Fatih ve Külliyesi hakkındaki verilere dayanılarak medeniyet penceresinden gözlemlenmeye çalışılıyor. Bir başka deyişle, bu konu hakkında yapılan yayınlar gözden geçirilmiş; elde edilen bilgiler, kültür, sanat ve medeniyet açısından yeniden değerlendirilerek bir bütün halinde sunuluyor. Eserin sınırları aşan bir niteliğe sahip olduğunu belirten Kültür-Sanat Yazarı Mehmet Nuri Yardım, şöyle devam ediyor; “İstanbul’da en çok ziyaret edilen mekânlardan Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesinin sağ tarafında bulunan hazirede yatanların envanteri çıkarılmış. Tam 425 kişinin mezarı bulunuyor. Burada yatan bütün merhum şairler, yazarlar, âlimler, devlet adamları ve diğerlerinin mezar taşları okunmuş. Mezar taşının fotoğrafı titizlikle çekilip esere eklenmiş, ayrıca bu taşta yazılanların orjinali veriliyor. Altında bugünkü sadeleştirilmiş metni okuyucuya sunuluyor. Mezar taşlarının mimarî ve sanat özellikleri özellikle vurgulanıyor. Son olarak mezar taşı yazısının İngilizcesi dikkati çekiyor. Böylece Fatih Külliyesi’nin bütün dünyaca tanınması bu sayede sağlanmış bulunuyor.”

Ulu Hakan’a Vefa

Hazırlanan eser için, “Ulu Hakan Fatih Sultan Mehmed Hân’a, vefa ve sadâkat borcumuzun daima hatırlanması gayesine matûftur” notunu düşen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş sunuşunun bir bölümünde şunları kaydediyor; “

Dünya tarihinin en mühim simalarından biri olan Fatih Sultan Mehmed, serdâr, âlim ve sanatkâr bir padişah olması yanında, İstanbul’u şehircilik anlamında yeniden imâr eden baş mimârdır. O, Bizans elinde şitâb ve bîtâb düşmüş Kostantiniyye’yi, feth-i mübînden sonra ‘Belde-i Tayyibe’ haline getirmiştir. Hizmet kuşağını çift kuşananlar zümresinden olan Sultan Fatih, kısa ömrüne sığdırdığı her biri kendi alanında ‘ilk’ler olan hizmetleri arasında, doğuşundan ve oluşundan güzel olan bu şehr-i dilârâyı şehircilik anlayışı bakımından öyle bir plânlamıştır ki, yaptıklarının tek bir çivisi değiştiği zaman bile ahengi bozulmuştur. Bir medeniyet telâkkîsi içinde ele aldığı kutlu şehir İstanbul’da, fetihten sonra yaptığı ilk şey, ‘binalar benimdir’ diyerek korumaya aldığı gayrı menkullerden sonra, şehrin imârı ve su yollarının ıslahı olmuştur.

Fatih Külliyesi’nin yapılması için İstanbul’un en hâkim tepelerinden olan bugünkü yeri tercih edilirken, külliye ortasında yer alacak caminin, burada yeni bir inancı temsil etmesi bakı-

mından o şehrin siluetine hâkimiyeti ve mekânın uygunluğu da göz önünde bulundurulmuştur. Çünkü tek başına ele alındığı zaman dünyanın en büyük mimarî şaheserlerinden biri olan Süleymaniye Camii, medreseleri vs. müştemilâtıyla birlikte Fatih Külliyesi’nin yerleştiği arazinin ona sağladığı imkân sayesinde elde edilen mimarî bütünlük ve âhenge ulaşamamıştır. Bu tercih, Fatih’in çok iyi bir şehir plâncısı ve mimarî anlayışa sahip olduğunu gösterir.

1470 yılında tamamlanan Fatih Külliyesi içinde plânlanan Fatih Medreseleri, İstanbul Üniversitesi’nin temelini teşkil etmesi bakımından önemlidir. Kanunî Sultan Süleyman döneminde siyaseten önemli konuma gelen Süleymaniye Medreseleri’ne nazaran Fatih Medreseleri, ilmî protokolde daimâ en önde gelmiş bir vakıf medresesidir. Fatih’in bizzat takip ettiği ve özel sicil defterine tek tek not ettiği Semaniye Medresesi mezunları, ilmiye sınıfında ve devlet otoritesinde en kıymetli ve muteber kişiler olmuştur.

Diğer bütün kurumları gibi külliyeler içinde yer alan hazîreler, Hat ve Sanat Tarihi’nin olduğu kadar Türk Dili ve Edebiyatı’nın da, hiç kuşkusuz en kıymetli hazîneleridir. Her biri bir sanat şaheseri olan Mezar Taşları, ‘kökü mazide olan âtiler’ olan bizler için, vatanımız açısından da en sağlam tapu sicil belgeleridir.”