İhvan Kitap

Kur’an-ı Kerim’le gelen ilk emir ‘İkra’ Oku!

Kur’an-ı Kerim’le gelen ilk emir ‘İkra’ Oku!

Şerife TORTOP

Almanak 2007-2008, Ekim 2007 sayısından.

İkra “Oku”!

Seni yaradan Rabbinin adıyla!

O, seni kan pıhtısından yarattı.

Oku! Kerim olan Rabbin sana bilmediğini kalem ile öğretti.1

Hira’da inen ilk nurdu; İlk rahmetti bu… Bütün insanlığı kucaklayan ilk ilâhi mesaj. Âlemlerin Rabbi, Âlemlerin Sultanı Hz. Muhammed’e (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) “oku” diyerek ilk vahyini indirmişti. İnsanlık tarihinin çerçevesi çizilmişti bu ayetlerle.

“Seni yaratan Rabbinin adıyla oku!”

Dünya cehaletin doruğundayken, zulmet, karanlık ve kaos zirvedeyken, Hira’dan inen bu nur dalga dalga yayıldı yanık Mekke çöllerinde...

Ilık bir meltem oldu; kinle, buğuzla taşlaşmış ve insanlıktan uzaklaşmış yüreklere…

Kin ve nefretin yerine sevgi tohumları yeşerdi. Birbirinin düşmanı olan insanlar kardeş oluverdiler, Allah’ın adıyla okumaya başlayınca… Ve tarihin en güzel kardeşliğini sergilediler. Dostluğu, sevgiyi, insanlığın asli hüviyetini gösterdiler…

Babalarının elleriyle diri diri toprağa gömülmeyi bekleyen kız çocukları bayram etti, bu emri ilâhiyle… Bir eşya, bir cariye olmaktan öteye gidemeyen kadın, aslî kimliğine kavuştu; cennetin ayakları altına serildiği bir ana, sultan oldu bu fermanın gelmesiyle…

“Oku” emrinin muhatabı, Âlemlerin Efendisi Hz Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) “Ben ancak bir muallim (öğretmen) olarak gönderildim” buyurmuştu, çevresindeki sahabesine…

Sonra onları eğitti, eğitim ve öğretimin en güzeliyle. “Cahiliye dönemi” dedi, “oku” emrinden önceki döneme. Bütün çirkinlikleri, bütün insanlık dışı halleri mühürledi. Ve gül devrinin gül insanlarını yetiştirdi, gül veçhiyle…

Neticede “Asr-ı Saadet” diye bir devir geçti tarihe. Hüsran ve kesafet muhabbete, zulmet ve cehalet nura terk eyledi yerini. İnsanlık en büyük yitiğine erişti; dünya medeniyeti öğrendi, “oku” emriyle başlayan nur seliyle… Yaratan Rabbinin ismiyle okumuştu ve okutmuştu, âlemlerin efendisi. İlmin ve medeniyetin beşiği olan Medine’de kırkın üzerinde mescit yaptırmıştı. İlim ve irfan yuvası mescitler…

İlk Emir Oku, İlk Üniversite

Mescid-i Nebevi

Çağlar üstü bir üniversiteydi Mescid-i Nebevisi… Zaman zaman üç yüzü bulan Ehli Suffe’si; bizzat kendi gözetiminde yetiştirdiği, yeme içmelerine kadar her halleriyle ilgilendiği talebeleriydi.

Karınlarını tam doyuracak ekmeği, yiyeceği yoktu Ehli Suffe’nin. Ama nihayetindeydiler ilmin ve kemâlin...

Bir Ebu Hureyre’si (ra) vardı Rasulullah’ın Ehli Suffe’sinden… İlim, irfan, aşk abidesi; Allah Rasulü’nün son yıllarında İslam‘a girdiği halde en fazla hadis rivayet eden büyük zat…

Bir gün açlıktan kıvranarak sapsarı kesilmiş yüzüyle çıkmıştı mescidden. Allah Resulü “Nedir bu halin?” diye sordu onu görünce. “Açım ya Resulallah!” diye mırıldandı Hz. Hureyre. ‘’İlimle meşgul olmaktan yiyecek bir şeyim kalmadı açım.’’

“Ya Hureyre!” dedi, Resulallah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Abdullah oğlu Muhammed’in evinde bir haftadır ateş yanmadı.”

“Kurra” adında üst düzey talebeleri vardı Hz. Peygamberin. Gece ders yapar, gündüz su ve odun getirme, yemek pişirme gibi hizmetleri yaparlardı.

“Küttap” ismiyle zikredilen yerlerde çocuklar eğitim görürdü. Ayrıca Bedir esirlerini on çocuğa okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakması da Resulallah’ın (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) çocukların eğitim ve öğretimine verdiği önemin açık bir göstergesiydi.

“İlim, Kadın ve Erkek Herkese Farzdır”

diyordu Allah Resulü. Bir gün sahabeden biri gelerek sordu?

“Ey Allah’ın Elçisi, çocukların anne ve baba üzerindeki hakları nedir?”

“Onlar senin cennet ya da cehennemindirler” diye cevapladı Kâinatın sevgilisi.

Yani eğitiminden mesul olduğun çocukların, eğitim neticesi seçtikleri yol itibariyle seni ya cennete, ya da cehenneme götürücüdür. Şimdilerde anne-babaların eğitim ve öğretimden beklentileri madden parlak bir istikbal hazırlama oldu. Hâlbuki istikbal dünya ve âhireti kuşatıcı olmalı. Eğitim ve öğretim de Allah ve Resulü’nün çizdiği çizgide insanı yetiştirmeyi hedeflemeli.

Vaktiyle İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde uzun müddet hocalık yapmış olan Alman Profesörlerden Alexander Rusdow’ un, sokakta cıvıl cıvıl oynayan çocuklara bakarak şöyle dediği söylenir:

“Sizin ne fevkalade(!) eğitim sisteminiz var ki şu parlak zekâları on yıl içinde işlemez hale getiriyor.” 2

Manevi değerleri olmayan eğitim ve öğretim sistemi, işlemez çarpık bir sistemdir. Gelen ilk vahyin insana “Rabbinin adıyla oku!” diye hitap etmesi çok anlamlıdır. Ne var ki bu en çok istismar edilen Allah’ın davası dışındaki gayelere zaman zaman alet edilen bir husustur. Kur’an’ın ilk emri olan “oku” dergi, gazete, magazin vb. okumak değil; Rabbin kanunu olan Kur’an-ı okumak ve onun istediği gibi yaşamaktır. 3

“Rabbinin adıyla oku” hitabında okuma, yazma ve ilme çağrı vardır. Çünkü ilim İslam dininin simgesi ve sembolüdür. Yüce Allah ilimle insanı şereflendirmiş ve değerlendirmiştir. İlim öyle bir güç ve değerdir ki Âdem (as) onun sayesinde meleklere üstün kılınmıştır. 4

Eğitim, ilimle insanı aşağılar aşağısından, yüceler yücesine; kemale eriştirme gayretidir. En büyük eğitimci Allah’ın Sevgilisi Peygamber Efendimizdir (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem).

Eğitim için tek başvuracağımız kaynak da Âlemlerin Rabbinin (terbiye edicisinin) insanlığa tam bir eğitim rehberi olarak takdim ettiği Kur’an-ı Kerim’dir.