İhvan Kitap

Müslümanlar İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor

Müslümanlar İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor

Ali Kemal

Almanak 2007-2008, Ekim 2007 sayısından.

Füze Harekat Albayı olarak Hava Kuvvetleri’nden emekli olan ve 1974’te Türkiye Gazetesi’nde dış politika konusunda yazmaya başlayan Mustafa Necati Özfatura ikinci defa emekli olacak mesaiyi yapmış durumda. Rusça, Fransızca ve İngilizce bilen Necati Özfatura, dünyanın her köşesinden gelişmeleri dikkate sunduğu için ‘Mazlumların sesi’ olarak da tanımlanıyor. 78 yaşında olmasına rağmen düzenli olarak gazeteye gidip çalışmalarını sürdüren Özfatura’yı hayata bağlayan güç, İslam dünyasındaki müthiş uyanış ve fütuhat. Meşhur tarihçi Arnold Toynbee’in 1940’larda bu durumu öngördüğünü anlatan Necati Özfatura, dünyanın dört bir tarafında Müslümanlara reva görülen eziyetlerin ve karalamaların bu uyanışı engellemeye yönelik olduğuna dikkat çekiyor. Özfatura ile bugünü ve yarını konuştuk:

Dış politika açısından kritik bir süreçten geçiyoruz. Genel anlamda İslam dünyasının, özelde ise Türkiye’nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Asrı Saadetten bu yana İslam dünyasına bu derecede bir saldırı olmamıştır. Şu anda her yönden, dini, kültürel ve ekonomik yönden saldırılar sürmektedir.

Kimi yerde misyonerlik, kimi yerde dinde reform, kimi yerde ise emperyalizm… Bu hayasız saldırıların hattı ve sathı sınırsız.

Hıristiyan batı dünyasının bu konudaki metodu şudur: Evvela

İslam dünyasını her bakımdan fakir hale düşürmek, kendisine muhtaç duruma getirmek, muhtaç duruma gelen bu insanları İslam’dan uzaklaştırmak ve sonrasında da bir takım maddi ve şehevî imkânlar (Mesela gençlere burs, yurtdışında çalışma izni ve evlilik-kadın gibi konular) sunarak Hıristiyan yapmaktır.

Türkiye İslam dünyasının kalbidir. Türkiye kaybolursa bütün İslam dünyası kaybolur. Türkiye güçlenir ve ayakta durursa bütün İslam dünyası güçlenir. Rahmetli Seyid Ahmet Arvasi’nin de gençlere sık sık söylediği gibi, Anadolu Türklüğü her konuda birlik ve beraberlik içinde olmalıdır. Anadolu Müslüman Türklüğü güçlü olursa İslam dünyası da geçmişte olduğu gibi güçlenir ve kurtulur. Ama Anadolu Müslüman Türklüğü birbirine düşer ve zayıflarsa bütün İslam dünyası ezilir ve sömürge haline gelir. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında böyle olmuştur. Bu nedenle milli ve manevi değerlerimize çok önem vermemiz gerekir. İslamiyet bizim için çok büyük bir kalkandır. Sanıldığı gibi ilk Müslüman Türk devleti Gazneliler değildir, Dinyeper civarındaki Bulgar Türk Hanlığı’dır. Yani bugünkü Bulgaristan’da değil… Şimdi o Bulgar hanlığı nerede? Onlar şu anda Müslüman değil, Ortodoks oldular. Müslüman olmadıkları gibi Türklüklerini de inkar ettiler. Macaristan (Hungary), Hunların Oğlu demektir. Nerede onların Türklükleri? Kuzeydeki diğerleri gibi bunlar da dinlerini kaybedince dillerini, ardından da milliyetlerini yitirmiştir. Dolayısıyla İslamiyet’e potansiyel bir suç gibi bakmak, Haçlı zihniyetine hizmet etmek demektir. Bugün biz Türk kalabildiysek ve tarihte pek çok başarılara imza attıysak milli ve manevi değerlere sahip olmamızdan dolayıdır. Bu nedenle Türk milleti milli ve manevi değerlerinden asla kopmamalı ve bu değerlerini en yüksek seviyeye çıkarmalıdır.

Bugün hırsızlık ve kapkaç gibi suçlar milleti bıktıracak seviyeye ulaşmış durumda. Bunun temeline inersek Allah korkusunun olmadığını görürüz. Allah’tan korkan ne hırsızlık yapar, ne cinayet işler, ne de alkol-uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar edinir.

Sigara kullanımı 11 yaşına, alkol ve uyuşturucu kullanımı da 12 yaşına kadar inmiştir. Tehlikeli bir gidiştir. Son üç yılda sadece İstanbul’daki liselerde ecstasy kullanımı yüzde 300, eroin kullanımı da yüz 100 artmıştır. Bunun temeline inildiğinde başka sebepler de vardır, ancak bu sebeplerin en büyüğü de bu gençlerin manevi bir boşlukta olmasıdır. Manevi boşluğu doldurmak için içki ve uyuşturucuya veriyorlar kendilerini. Bir nevi tedrici intihar ediyorlar. İntihar iki türlüdür: Birincisi doğrudan doğruya canına kastetmek, diğeri de alkol ve uyuşturucu kullanarak hayatiyeti sonlandırmaktır.

Avrupa’da genç ölümlerinin birinci sebebi alkoldür. Nükleer ve biyolojik gibi kitlesel silahlardan bahsedilir. Ama esasında kitlesel silahlar sigara, alkol, kumar, cinsi sapıklık ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardır. Belki nükleer, kimyevi, biyolojik silahlar insanlara hiçbir zaman zarar vermeyecektir, depolarda çürüyecektir. Ancak uyuşturucu, alkol ve sigara insanları tahrip edip ölüme sürüklüyor. Bu bakımdan bunlarla mücadele gereklidir.

Türkiye’nin İslam dünyası için kalp konumunda bulunduğunu

söylediniz, ardından da bazı sosyal değerlendirmeler yaptınız. Bunlara göre kalbin sağlık durumu nasıl?

Göstergelere bakarak bugün için Türkiye’yi her konuda iyi olarak tanımlamak mümkün değildir. Ancak geçmişe nazaran ilerleme vardır.

Hangi geçmişe göre?

Osmanlı’nın son dönemi ve son 50-100 yıla göre…

Büyük Uyanış

İlerlemenin göstergeleri neler?

- İZM’ler Çöktü, Gelecek İslam’ın: İngilizlerin meşhur tarihçisi Arnold Toynbee, 1940’larda yazdığı kitabında, ’20. asır İZM’ler asrı olmuştur. Yani komünizm, sosyalizm v.s… Bir bakımdan da katliamlar asrı olmuştur. Ancak 21. asır dinler asrı olacaktır. Çünkü bu İZM’ler insanlara sadece gözyaşı ve kan vermiştir. Katliamlar yaşatmıştır. İnsanlar bu İZM’lerden bulamadıklarını dinde bulacaklar.’

Hıristiyanlığın insanlığa vereceği bir değer bulunmadığını kaydeden aynı tarihçi, ‘Asırlardır Hıristiyanlar kendilerinin dışındaki ülkeleri sömürmüştür. Ama İslamiyet öyle değildir. İslamiyet hem ruhen, hem de maddeden insanlara çok şeyler vermeye namzettir. 21. asrın İslam asrı olmaması için İslamiyet’i ve Müslümanları gerici ve terörist gibi aşağılayıcı her türlü şeyle suçlamak gerekir’ diyor. Bugün bunun yapıldığını görüyoruz.

- Ezilme Devirleri Geride Kaldı:

Devamlılık Allah’a mahsustur. Devletlerin de, insanların da iyi zamanları vardır, kötü zamanları vardır. Dönemlerin de kaderi vardır. Bazı dönemler Müslümanlar rahata ermiştir, bazı zamanlar bugün olduğu gibi sıkıntı çekmişlerdir. Ancak ezilme devirleri artık geride kaldı. Fakat bugün rahata kavuştuk diyemeyiz henüz.